| |
Aslı Şüküroğlu aslibilinch@gmail.com
Sulukule İstanbul’lu çingeneler ve çingene kültürü için önemli bir yaşam alanı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Adrian Richard Nathanel Marsh'ın “Çingenelerin Kalbi Bin Senedir Sulukule'de Atıyor” yazısın da da değindiği gibi, Sulukule'nin Çingene tarihinin kalbi olduğunu söylemek yalnış olmayacak. Fatih Belediyesinin sınırları içinde kalan Sulukule göçebe çingenelerin yerleşik hayata geçtikleri yerlerden bir tanesi. Her yerde karşılaştığımız ve çoğu zaman aşağılayıp görmezden geldiğimiz bu kültür belediyenin uyguladığı kentsel dönüşüm projeleri içinde yeniden yapılandırılırken yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bu tehtitin öncesi ve sonrasıyla nasıl bir değişim geçirildiğinin, bu degişimin müziklerini ve kültürlerini nasıl etkilediğinin üzerinde duracağım.
Çingenelerin Orta Doğu ve Güney Asya üzerinden göç yolu ile geldiği kullanılan en yaygın tanımlardan birisi. Romani dilinin Hint dilleri ile olan yakınlığı, Hindistan kökenli göçebe bir grup oldukları teorisinin önemli kaynağını oluşturuyor (Wilkinson). Göç yoluyla dağıldıkları her bölgenin kültürüne uyum sağlayabiliyorlar. Marsh, Çingene adının ilk defa Bizanslılar tarafından Sulukule’de yaşayan insanları adlandırmak için kullanıldığını öne sürmüş yazısında. “Fetihten sonra Fatih şehir hayatını ve ticareti yeniden canlandırmak için şehre yeni Çingene toplulukları getirtiyor ve bu dönemde zenginlik kaynağı olan at ticareti ve sepetçi, dansçı loncaları da onların kontrolüne giriyor. Osmanlı döneminde de bu bölge, kendi dillerini konuşan (Roman dilinin çeşitli lehçelerini konuşan), falcılık ve ayı oynatıcılık, müzik ve dansla ön plana çıkan bir tarihsel eğlence geleneğine sahip olan, dünyanın en eski Roman/Çingene topluluğunun yerleşim alanı olarak varlığını sürdürüyor. Şehrin ve Sulukule'nin Çingeneleri, akrobatları, hokkabazları, dansçı ve müzisyenleri, sultanların tahta geçiş kutlamalarındaki tören alaylarını, İran'a ve Avrupa'ya sefere giden orduları konu alan minyatürlerde de resmediliyorlar. 19. ve 20. yüzyıllarda, Sulukule'nin ünü Avrupa ve Amerika'ya kadar yayılıyor. Hatta Çingene dansçıları çeşitli dünya fuarlarına götürme planları dahi söz konusu oluyor. Ancak Sultan Abdülhamit dinsel açıdan karşı çıktığı için bu girişimler hiçbir zaman gerçekleştirilemiyor.”
Osmanlı zamanının önemli eğlence yerlerinden birisi olan mekanı ayrıcalıklı kılan sey, devriye evleri olarak da bilinen eğlence evleri. Cumhuriyet’den sonrada devam eden gelenek bir çok müzisyenin ve dansçnın en önemlisi bölge halkının geçimini sağlayan bir merkez olmuş.
“Dansözlük çingene kızlarının severek icra ettikleri en önemli mesleklerden biri olmuştur. Onlar, yerli halkın düğün ve eğlencelerinde para karşılığı dans etmektedir. İstanbul Sulukule'de akşamları her evde taliplilere "Devriye" diye tabir ettikleri müzik ve dans ziyafeti verilmektedir. Öncelikle içeriye aldıkları müşterilerine belli bir ücret karşılığı müzik ve dans eşliğinde bir küçük rakı ve biraz meyve ikram etmektedirler. Bu evlerde çalgıcılar genellikle baba, ağabey, kardeşler ve yakın akrabalardan oluşurken, dansöz de genellikle evin kendi kızıdır. Onların dansözlük eğilimleriyle ilgili zikre değer bir diğer örnek ise, Aydın'ın Nazilli İlçesi'nde çingenelerin yoğunlukta bulundukları Kuşbazlar Mahallesi'nde her evin önünde rengi, boyu, kıvraklığına varıncaya kadar evsafları verilen "dansöz bulunur" levhalarının yazılı olmasıdır. Bu mahallede “istenilen özelliklere göre çalgı takımı ve dansöz bulunur” levhalarını gördüğümüzde oldukça şaşırmıştık. Lâkin geçimlerini müzik ve dansla sağlayan, eğlendirirken eğlenmesini de bilen bu insanlar için evlerinin önüne “her türlü müzik ihtiyacına cevap verilir” meyanında levha asmak, gayet normal bir uygulama olarak görülmektedir.”
1960’larda yapılan yıkımlarla birlikte eğlence evi kültürüde yavaş yavaş azalmaya başlamış. Yıkımlardan sonra bugün Neslişah Sultan ve Hatice Sultan Mahallelerinin olduğu yere kayan mahalle yine Sulukule adıyla anılmaya devam ediyor. 1990’larda bölge ekonomisinin ve kültürün önemli bir parçası olan eğlence evlerinin kapatılmasıyla birlikte bölge ekonomik ve sosyal bir çökme evresine girmiş.
Bugün ise “Kentsel dönüşüm” programı kapsamında kentin çöküntü alanları olarak ilan edilen bu bölge kentin tarihi dokusuna uygun olarak yeniden inşa edilmek üzere boşaltılmaya çalışılıyor. Proje kapsamında, 571 aile, mahalleden taşınmak zorunda bırakılıyor. Mahalleli projeye karşı çıkarken, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise, semt sakinlerinin yeni taşınacakları yerde de, kültürel faaliyetlerini icra etmeleri için ortam oluşturulacağını savunuyor. TOKİ’yle birlikte yürütülen proje kapsamında Sulukule halkının Gaziosmanpaşa’ya gönderilmesinin ardından bölge, tarihi mimari dokusuna uygun olarak yeniden inşa edilecek.
40 gün 40 gece Sulukule Platformu, “konuyla ilgili bir çok sivil toplum kuruluşu, gönüllü, mimar, şehir plancısı, akademisyen, sosyolog, sanatçı, müzisyen, tarihçi, belgeselci vb. desteği ve katılımı ile ilerlemektedir. Etkinlikler bölge potansiyellerini ortaya çıkarmak için, müzik, dans, performans, tarih, film, sanat, mimarlık, kent, sosyoloji gibi ilgili ve çok çeşitli alana açık tutulmuştur. Sulukule'nin ardından kalanları; eğlence evleri (devriye evleri)'nin kapatılmasından sonra bıraktığı izleri biraz olsun ortaya koyabilmek, bugününe ayna tutabilmek ve “kentsel dönüşüm “ adı altında yok edilecek olan eşine az rastlanır kültür mirasına dikkat çekmek için bir dizi etkinlik” düzenledi. Bu etkinliker kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesinde yapılan toplantıda Sulukule sakinlerinin yaptığı konuşmalarda eğlence sektörünün önemli şekilde darbe aldığı ve geçimlerini sağlamak için bu evlerin yeniden işlek hale gelmesi için mücadele edildiği vurgulandı.
Tarihi ve çevreyi koruyoruz diyerek yapılan bu boşaltma girişimi hem korumaya çalıştıkları çevreye hemde dışladıkları kültüre büyük zararlar verecek gibi görünüyor. Bu bir çeşit asimile etme girişimi. Kendi doğal ortamlarında taklit ederek, kulaktan dolma öğrenilen müzik ile hayatlarını kazanan çingene kültürünü normalleştirme çalışması. Normalleştikçe kendi kültürlerinden uzaklaşıp popüler kültüre bir adım daha yaklaşıyorlar. Bu durum müziklerine ve yaşam tarzlarına da yansıyor.
Kaynaklar
* K.Wilkinson: ‘Gypsy’ [Roma-Sinti-Traveller] music’, Grove Music Online ed. L. Macy,
* http://www.bianet.org/2005/12/09/71332.htm (2.06.2007)
* http://arsiv.sabah.com.tr/2006/01/14/gun111.html (2.06.2007)
* http://www.ntvmsnbc.com/news/350358.asp (2.06.2007)
* http://www.mimdap.org/index.php?option=com_content&task=view&id=9453&I (2.06.2007)
* www.40gün40gecesulukule.com (2.06.2007)
* http://www.radikal.com.tr/veriler/2002/09/26/haber_51292.php (2.06.2007)
|
|