Esra Karaol ekaraol@yahoo.com

USTALARA SAYGI I : METE SAKPINAR


Mete Sakpınar ile, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı kompozisyon bölümü öğrencisiyken 1996-2001 yılları arasında kontrpuan ve füg çalışırdım. Kendisi ilk kompozisyon denemelerimde de yol gösterici olmuştur. Her ne kadar sonraları kompozisyondan çok teoriye yönelsem de, O’nun, hocalığının ötesindeki, mütevazı ‘insan’ yönünü gittiğim yolda sıkça hatırlarım. Nitekim 2002’de İTÜ MIAM’daki 20. yy. Müzik Tarihi dersinde bitirme ödevi olarak bir Türk besteci seçmek istediğimde de hemen aklıma gelişi bundandır. Şimdi ise şahit olunduğu üzere yine dergiye yazdığım bu ilk yazı da Sakpınar’ı naçizane tanıtmaktan, tanıyan çoğunluğa ise bir kez daha hatırlatma isteğimden yola çıkar.
Ankara Devlet Operası sanatçılarından Hasbiye ve Sadi Sakpınar’ın 5 Mayıs 1954 Ankara doğumlu oğulları, başarılı orkestra şeflerimizden Ender Sakpınar’ın ağabeyi olan sevgili hocam, görüldüğü üzere sanatla iç içe bir ailenin çocuğu olarak beş yaşında annesi ile piyano, sonraları Firuzan Saydam ve Metin Öğüt ile solfej çalışmaya başlamış, 1975 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’na girerek Ercivan Saydam ile armoni, kontrpuan ve füg, Gülay Uğurata ile piyano çalışmış, 1978 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'na geçerek, 1979 yılında İlhan Usmanbaş'ın kompozisyon sınıfından mezun olmuştur. 1980 yılında Fransa'ya giderek Paris Ecole Normale de Musique'te Tony Aubin ve Jacques Casterede ile kompozisyon, Dominique Roitz ve Gerard Devos ile orkestra şefliği çalışmış, 1983 yılında kompozisyon bölümünden mezun olmuştur. Paris’te yaşadığı yıllarda, 45 üyelik büyük bir oda orkestrasında üç yıllık bir orkestra şefliği deneyimi edindikten sonra, 1984 yılında ABD’de, 2 yıl boyunca orkestra şefliğinin yanısıra sanat yönetmenliğini de üstlendiği, New York Concertante Orkestrası'nı kurmuştur. 1985 yılında Juilliard Müzik Okulu'na girerek, Milton Babbitt ile kompozisyon, Donald Howe ile elektronik müzik üzerine çalışmış, 1988 yılında bu okulun kompozisyon bölümünden lisansüstü derecesini almıştır. Besteleri 1985-1987 yılları arasında Juilliard Senfoni Orkestrası tarafından seslendirilmiş, ayrıca 1988-1991 yılları arasında da New York East Village’da bir sanat galerisi işletmiştir. Elektronik müzik çalışmalarından birçoğu New York Carnegie Hall, Lincoln Center, National Public Radio, Chicago Film Festivali, ve Ankara Modern Müzik Festivali’nde seslendirilmiştir. 1991 yılında doktora tezini yazdığı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı kompozisyon bölümüne öğretim görevlisi olarak giren Mete Sakpınar, halen bu görevini kompozisyon çalışmaları ile beraber sürdürmektedir.
Kompozisyonlarında geleneksel Türk müziğinden Çağdaş Amerikan müziği ve Çağdaş Fransız müziğine, akustik müzikten elektronik müziğe kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahip olan besteci, modern ve elektronik müzik yazma sürecinde elektronik materyalleri akustik seslerle kombine ederek, bugüne dek; 5 elektronik kayıt ve dans müziği, 12 oda müziği, 6 senfoni (ki bunlardan Tri-minor Suite 1987’de New York’ta, Juilliard Senfoni Orkestrası tarafından seslendirilmiştir), 3 konçerto, 2 şan ve piyano için parça, 2 koro eseri, 9 solo çalgı için eser, 3 sahne müziği, 1 kısa film müziği ve TRT için 2 belgesel müziği bestelemiştir. Senfonik eserlerinden birçoğu İstanbul, Ankara ve İzmir Devlet Senfoni Orkestraları tarafından seslendirilmiş ve halen seslendirilmektedir.
Türkiye dışında Fransa, ABD, Avusturya, Kanada, Avustralya, İsveç, Norveç, Macaristan, Arnavutluk, Belçika, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerde de eserleriyle tanınan Sakpınar, aynı zamanda birçok seminer, radyo ve televizyon programlarına da konuk olmuştur.
Mete Sakpınar, müziğin özetle, tonalite, 12-ton müziği, doğaçlamalar, kişisel deneyimlerin duygu, bilgi ve birikimlerin harmanı olması sebebiyle, günümüz bestecisinin birçok çeşitli kaynaktan yararlanmasının gerekliliğine inanan bir müzik adamı olarak, her yeni eserde (tonal, atonal, dizisel ya da makamsal gözetmeksizin) yeni formlar denenmesini ancak mümkün olduğunca kişisel olunmasını ve enstrüman kapasitelerinin zorlanmasını salık verir. Türkiye’ye dönmeden önce müziğinde apolitik bir tarz kullanan besteci daha çok doğal ve yapay sesler arasındaki ilişkilendirmelerle alakalı olmak tercihindedir, ülkesindeki değişim gözlemlerinin ardından evrensel ve politik (Proton -1993- ve Atasal -1994- gibi) eserler yazmıştır. Her şeyin bir gün geçmişte kalacağı gerçeğinden yola çıkarak, hiçbir trende ait olmamak ya da takılıp kalmamak bestecinin genel duruşudur. Söyleşilerinden birinde (TEMPO 1995) J.S. Bach ve esnek müziğinin kendisi için ilham kaynağı olduğunu açıklamıştır. Bu yaklaşımı, orkestra eserlerinden ziyade solo ve oda müziği çalışmalarında açıkça görülebilir. Mete Sakpınar, müziğini her dinlediğinde Bach’ın daima bir numara olduğunu hisseder ve ekler: “dünya değişiyor ve bambaşka bir boyuta doğru ilerliyor”.
Yazımı bitirirken, değerli hocam Mete Sakpınar’a sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Mete Sakpınar’ın müziğini dinlemek isterseniz; J.S. Bach (Günay Yetiz, Bahar Göksu, Ayşegül Göksel) Kalan Müzik CD track 17: Hyper Flute (elektronik teyp ve flüt), ‘TRT İstanbul Gençlik Korosu’ CD, Mete Sakpınar - Mayıs Türküsü, , TRT İstanbul Radyosu 20. Yıl Anısına’ CD, Mete Sakpınar - Yılkı

Kaynaklar:
* İlyasoğlu, Evin. Çağdaş Türk Bestecileri. Pan Yayıncılık, 1998.

 
   


  Yazıların hakları ve sorumluluğu yazarlara aittir © 2006 santralmüzik