| |
Esra KARAOL ekaraol@yahoo.com
20 Ekim 1933 yılında İstanbul'da doğan, Mart 2004’de Gayrettepe’deki evinde sağ şakağına dayadığı beylik tabancasıyla 71 yaşında intihar ederek aramızdan ayrılan İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı hocalarımdan, besteci Kemal Sünder, alaturka müziğe meraklı bir aile ortamında yetişmiş, ortaokulu bitirdikten sonra, 1949 yılında Heybeliada Deniz Lisesi’ne girmiş, bir yandan küçük yaşlardan beri tutku haline gelen güzel sanatlara ve müziğe büyük merak salmış, kendi kendine notaları öğrenerek piyano ve solfej çalışmıştır.
1953 – 1954 yılları arasında konservatuar hocalarından Hulusi Öktem ile tanışıp, 1960’lı yıllara kadar kendisiyle teori ve armoni çalışırken bir yandan da koro müziği öğrenmiş ve giderek polifonik müziğin büyüsüne kapılarak 1957 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun olup, Deniz Kuvvetleri’nde görev yaptığı yıllarda yazmayı sürdürmüştür. Ardından kompozisyon öğrencisi olduğu Cemal Reşit Rey'le müzik kuramı ve besteleme çalışmış, ilk orkestra yapıtı op.1/b prelüd-marş, 1960 yılında Rey yönetimindeki İstanbul Şehir Orkestrası tarafından seslendirilmiş, böylece 'dünya prömiyeri' gerçekleştirilen bu yapıt, bestecinin halka ulaşan ilk eseri olmuştur.
Bir deniz subayı olarak uzun yıllar bahriye ve müzik çalışmalarını beraber yürüterek, büyük bir tutkuyla sarıldığı orkestra müziğini eline geçirdiği cep partisyonlarından inceleyip, çalgıların peslik ve tizlik sınırlarını belirlemeye çalışmış, 1968 – 1970 yılları arasında NATO deniz karargâhında görevliyken, Malta Senfoni Orkestrası'ndan bir orkestra yapıtı siparişi almıştır. (Rimski Korsakov’un aslında kaptan olup, kendi kendine merak sararak müziği öğrendiği ve hiçbir formal eğitim almaksızın beste yapmaya başladığı hikâye Sünder’in öyküsüne çok benzer bir örnektir.) Bu arada üsteğmen olan besteci, 1962’de piyanist Ova Sünder’le evlenir, 1964 – 1966 yıllarında Ankara Deniz Kuvvetleri’nde görevliyken ilerde piyanist olacak olan kızları Rüya Sünder dünyaya gelir. Harp Filosuna bağlı gemilerin komutanı olarak Ege, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarını karış karış gezerek, bütün Kıbrıs harekâtlarında görev alır. 1975’te Kıdemli Binbaşı iken, kendi isteğiyle ordudan ayrılarak bir süre özel şirketler için uzak yol kaptanlığı yapar, ancak 1980’de geçirdiği kalp krizi ve onu izleyen ameliyat sonrasında iyice yıpranır. 1986’da seslendirilen ‘Timpani konçertosu’, bestecinin olgunluk döneminin başarılı ürünlerinden biri olarak değerlendirilmiştir. O yıllarda kendisini bütünüyle bestecilik çalışmalarına veren Sünder, 1989'da konservatuar doktorasını bitirdikten sonra yine bu kurumda Enstrüman Bilgisi ve Çağdaş Müzik Tarihi gibi dersler vermeye başlar. Besteciliğinin temelini ‘yapı-analiz-sentez-ekonomi-denge’ gibi kavramlarla oluşturan Kemal Sünder, bestecilik kavrayışını şöyle özetler: ''amacım, özgün tematik malzemeyle en ekonomik biçimde bütünlük duygusunu veren, olabildiğince üst estetik seviyede bir ses mimarisi yaratmaktır. Stilim polifoniktir ve temaların sürekli gelişmesi üzerine kuruludur. Benim için ‘öz, biçimi belirler’ kuralı geçerlidir.''
Folklorik ya da makamsal özelliklerden uzak bir anlatım geliştirmiş, çokseslilik ve ülkemizdeki tarihi üstüne yazdığı bir yazıda “Çokseslilik bir yöntem, bir teknolojidir. Önemli olan düzeyli, kıvrak bir bestecilikle ve kaliteli bir yaratı malzemesiyle bu yöntemi iyi kullanabilmektir.” demiştir. Müzik devriminde Paul Hindemith ve Bela Bartok’un yöntemlerinin uygulanmasını eleştirmiş; “yeni devletin kuruluşunda ne başkenti donatan binalar köylü çadırından esindir, ne de giyim kuşamda Anadolu giysileri ölçüt alınmıştır. Peki, neden müzikte ille de bilinen köylü temaları öngörülmüştür? Neden horonsuz, uzunhavasız çağdaş Türk müziği düşünülemez?” diye sorarak çoksesli çağdaş Türk müziği anlayışının farklılığını dile getirmiştir.
Orkestralama ustası olarak sanatçının dikkate değer bir yaratıcı özelliği ise, geri planda gözüken çalgılara 'solo' olanağı tanımasıdır. 1984 yılında yazdığı timpani konçertosu (ilk olarak Mart 1986’da Romanya'da, İonescu Galati'nin yönetiminde, timpanici Jane Stiordin tarafından seslendirilmiş), vurmalılar için konçerto ve dört korno ve tuba için konçerto gibi yapıtlar, bu yaklaşımın örnekleridir. Sünder, bu kavrayışıyla çalgılama ve orkestralama tekniklerinde gösterdiği ustalık kadar, çalgıların ses renklerine verdiği önemi de sergilemektedir.
Sünder’e ait 11 orkestra eseri, 5 konçerto, 2 senfoni, solo-koro ve orkestra için 2, şan ve orkestra için 3, koro için 4, solo piyano için 7 eser, 1 oda orkestrası, 7 oda müziği, 1 tiyatro, 1 film müziği ve Bando için 2 senfonik marş bulunmaktadır (eserlerin tam listesine kaynaklardan erişebilirsiniz).
Bestecinin orkestra yapıtlarının partileri And Müzik Vakfı’nda, oda müziği ve koro yapıtları İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı kütüphanesindedir. Ayrıca enstrüman bilgisi ders notlarını içeren bir de kitabı vardır.
Kaynakça;
İLYASOĞLU, Evin. Çağdaş Türk Bestecileri. Pan Yayıncılık, 1998.
http://www.evinilyasoglu.com
- SÖZER, Vural. Müzik ve Müzisyenler Ansiklopedisi. Remzi Kitabevi, 1986.
- http://www.beethovenlives.net/Kemal_sunder.htm
|
|