| |
Zeynep Kavur zeynepkavur@gmail.com
Farklı etnik kültürler ve ülke milli sınırlarının bulanıklaştığı 21. yüzyılın bir yansıması gibidir Lila Downs’ın müziği. Mikstek kökenli Kızılderili bir anne ve Anglo-Amerikan bir babanın kızı olan Lila; müziğe, özellikle de şarkı söylemeye olan ilgisinin aile kökenlerinin dayandığı Oaxacan’ların hikayelerinden ve şarkılarından aldığı ilham olduğunu söylüyor. Müziğinde Meksika baladlarını (bolerolar, rancherolar) yeniden keşfediyor ve böylece antik Mikstek ve Zapotek kültürlerinden parçalar da müziğine katılmış oluyor. Downs; tutku, aşk acısı, gurur ve geleneklerle bezenmiş bir kültürün tarihi ve folklordan etkilenmiş şarkılarıyla geçmiş zaman ve günümüz arasında bir köprü görevi görüyor.
İkinci albümü olan Tree Of Life’ın hikâyesinden biraz bahsetmek gerekirse; Down bu albümü hazırlarken 16. yüzyıla ait Codex Vindobonesis’inmitolojik hikâyelerinden esinlenmiş. Hikâyelere göre, ilk Mikstek insanları ağaçların üzerinde dünyaya gelirmiş ve bir süre ağaçta yaşarlarmış. Bu yüzden albümün ismi ‘Tree Of Life” olmuş. Şarkıları hem Mikstek hem de İspanyolca söyleyerek, geleneksel Cumbia ve Ranchera stillerini sanatsal bir biçimde dile getirmektedir.
İlk albümüne göre daha jazz esintileri olan bir albüm “Tree Of Life”. 12 Eylül 2000 yılında Narada Plak Şirketi tarafından yayınlanan albümde birçok müzisyen Downs’a eşlik etmiştir. Downs'ın eşi Paul Cohen (saksafon, klavye), Angel Chacón (gitar), Armando Montiel (ocarina, gourd, bongos, konga, cembe, clay drums, Tarahumara drum), Aneiro Tano (ocarina, perküsyon, vokal), Carlos Tovar (clay drums, Tarahumara drum) ve bu isimler dışında arka planda birilerinin Veracruz (Jarocho) arbı, harmonika ve marimba çaldığını da duyabiliyoruz.
Bestelerin büyük bir çoğunluğunu beraber yapan Downs ve Cohen "Arenita Azul" da geleneksel Veracruz tınıları kullanılmakta, Jarocho arbı ve Küba rumbasına benzeyen bir perküsyon çalgısıyla pan-latin melodileri üretiyorlar. Bir başka Veracruz klasiği olan ‘La Iguana’da da arp kullanıldığını görüyoruz. Bu şarkıda vokaller soru-cevap stilinde kullanılmıştır.
‘Xquenda’ şarkısını dinlerken kulağımıza tanıdık gelmesi muhtemel. Aslen Manuel Reyes Cabrera’nın olan bir Zapotek bestesi, bir jazz klasiği diye bildiğimiz meşhur ‘You Don’t Know What Love Is’ dır aslında. ‘Nueve Hierba’ da Downs, sıra dışı vokal becerilerini sergiliyor, sesini ne kadar farklı şekillerde kullanabileceğini kanıtlıyor sanki. Arkada da çok hafif bir şekilde klavye ve perküsyon tınıları duyuyoruz, minimal bir şarkı. ‘Semilla de Piedra’ ise İspanyolca ve Kızılderili dillerini latin melodileri ile birleştiren bir şarkı. Gitar ve mızıkanın uyumu, üzerine de Downs’ın geniş vokal paleti eklenince albümün en can alıcı şarkılarından biri oluşuveriyor. Kanımca albümün en güzel ve içten şarkısı olan ‘Icnocuicatl’ ocarina solosuyla açılıyor, arkada çalan gitarın üzerinde Downs’ın sesi su gibi akıp gidiyor. Albümün kapanış parçası ‘Uno Muerte’ ise bir Mikstek bestesi olmakla beraber albümde Downs’ın en sıra dışı, en çarpıcı vokalleri kullandığı şarkı da ayrıca.
Lila Downs’ı Frida filminden de hatırlayabiliriz. Filmde kendisi küçük bir rolde kendi şarkılarını çalmıştı bir sahnede. Kendisini birkaç cümlede özetlemek imkânsız. Çok kısa zamanda çok büyük işler başarmış bir sanatçı. Sesini bu kadar değişik şekillerde kullanabilmesinde üniversitede jazz ve opera okumuş olmasının da faydası var tabii ama ondan da önemlisi kendisinin doğuştan bu sese ve güce sahip olması bence. Frida Kahlo’ya olan benzerliği şans mıdır bilinmez ama en az onun kadar saygı duyulması gereken bir insan. Bugüne kadar Fransa, Meksika ve Portekiz başta olmak üzere birçok ülkede kendini kanıtlamış olan Lila Downs’ı bizim de çok geç olmadan fark etmemiz ve tanımamız gerek.
Referanslar: 1- http://www.rootsworld.com/reviews/downs-tree.html 2- http://worldmusiccentral.org/artists/artist_page.php?id=852#Discography
|
|