| |
Zeynep Kavur zeynepkavur@gmail.com
Hollanda’dan ve Türkiye’den iki grubun ortak çalışması olan Katakofti albümü, geleneksel Balkan ezgileri, Doğu Avrupa’nın koyu melodileri ve hareketli Türk ritimlerinin çıkardığı bir müzikal yolculuk. Bu albüm; Türkiye’nin en büyük iki -Dünya Müziği- albümleri yayınlayan şirketinden biri olan ‘Kalan Müzik’ etiketiyle 1999 yılında yayınlanmıştır.
Amsterdam Klezmer Band, adlarından da anlaşılacağı gibi geleneksel klezmer müziği ile ilgilenmektedir fakat bu müziği kuru kuru çalmak yerine blues, funk ve rap gibi batı kökenli müzikleri de repertuarlarının içine alırlar ve yelpazelerini geniş tutarlar. Ama grubun en büyük esin kaynağı her zaman için çingene müziği ve otantik balkan müziği olmuştur.
Öteki tarata da Galata Gypsy Band var. Seneler boyunca sokaklardan ve insanlardan aldıkları ilham ve etkileşimle Türkiye’de en iyilerinden sayılacak derecede güzel çingene müziği yaparlar. Grubun en can alıcı özelliği, kendilerine özel, seneler boyunca hiç yıpranmamış, eskimemiş Çingene dokuları ile Türk halk müziğini çok başarılı bir biçimde sentezlemeleridir.
Albümü tümüyle dinleyip sonuna geldiğimizde aklımıza yerleşmiş, en çok dikkatimizi çekmiş olan enstrümanlar keman, klarnet ve darbukalar. Albümün ilk yarısına Amsterdam Klezmer Band damgasını vuruyor ve gerek vokallerle, gerekse kullandıkları enstrümanların (özellikle üflemelilerin) doğu melodileriyle sentezi açısından kulaklarımıza şenlik havası yaşatıyorlar. Albümün açılış parçası Katakofti, Türk müziğinde Müsemmen denilen 8/8’lik yani 3+2+3’lük ritmin diğer adı.
Çingeneler bu terimi genelde şarkının kompozisyonuna ters düşen melodiler ve ritimler bulunan şarkılara veriyorlar. Mesela bu şarkının makamı klasik ‘Zirgüleli Suzinak’tır fakat kompozisyonu - orijinal olarak bir sirto dans melodisidir – ‘Çargah Sirto’ diye adlandırılır çingene olmayanlar tarafından. Bu şarkıda ki ağırlıklı olan tonun ardından bu ad verilmiştir. Harmandal şarkısı tipik bir Türk çingene melodisidir, halk arasında da iyi bilinir. Zeybek dansının müziğinin karakterlerini taşır aynı zamanda. Genellikle davul / zurna ya da son dönemlerde popüler olmuş klarnet, cümbüş, keman / darbuka düetleriyle oluşmaktadır melodiler.
Der Terkishe Yale Ve Yove ise geleneksel bir klezmer örneği. Klezmer dans formu eskiden İstanbul’da ‘Terkishe’ yani Türk diye bilinmeye başlamış. 18. ve 19. yüzyılda Türkiye’de ve İstanbul’da klezmer müziğinin yaygın olmasından dolayı böyle bir akım çıkmış. Bu şarkıda Amsterdamlı grup değişiklik yaparak şarkıyı daha agresif bir ritim içine sokmuş ve vokalleri de üzerine değişik bir biçimde rap yapmış. Albümün en ilgi çeken şarkılarından biri.
‘Didem’ albümün en özel şarkılarından biri, çünkü bu albüme özel kaydedildi. Bu şarkıyı kaydederken en büyük ilham kaynakları Türk çingene müzisyeni Selim Sesler olmasına rağmen; şarkı bittikten sonra fark ederler ki bu ilhamlarını şarkıya pek de yansıtamamışlar, melodi bambaşka bir hale dönüşmüş. Hicret Onat ve Gijs Levelt, şarkıda kanun ve trompeti pek de alışık olunmayan tür bir kombinasyonla çalmışlardır.
Albümün öne çıkan şarkılarından biri de Bambi Cafe. Sıraselviler’de bulunan cafe’de geçirdikleri zamanların anısına şarkıya bu ismi veren grup, bu şarkıda tam bir ortak çalışma sonucu elde etmişler. Batı ve doğunun özgün melodilerinin albümün yapımcısının özel bakış açısı ve yönlendirmeleriyle ortaya çıkan bir karışım.
Tulum Havası, Türk halk müziğinin en popüler parçalarından biridir. İsmini ya tulum ya da gaydadan alır. Tulum özellikle balkanlarda kullanılan bir çalgı ve en önemli özelliği çifte ton çıkarmasıdır. Tulum havası gibi Türkiye’de popüler olan bir başka şarkı ise Bahriye Çiftetellisi. Bu şarkının farklı türleri Türkiye’nin ortası ve doğusunda çalınan halk müziğinde mevcuttur. Bu şarkı ve benzerleri genellikle kutlamalarda, düğünlerde ve dansözler tarafından kullanılmaktadır. Şarkı ve albüm, Göksel Zurna’nın bağlamanın üzerine çaldığı klarnet solosu ile son bulmaktadır.
Albümü genel olarak dinlediğimizde enstrümanların şarkılarda eşit olarak dağıldığını, birbirleriyle kimi zaman çakışsalar da aynı zamanda bir uyum da yakaladıklarını ve şarkıların çoğunun sonuna doğru iki enstrümanın düet yaptığını fark ediyoruz. Müzik tarzı bazında yeni keşfedilmiş bir şey yok; fakat ilgi gösterilecek kadar da güzel bir çalışma.
Referanslar:
|
|