Onur Karagöz onurkaragoz1@gmail.com

‘Fuad’ Erkan Oğur & Djivan Gasparyan

Kâlb öncesi zamanlar vardı,..
Sonra mucize gerçekleşti, kâlbin oluşum süreci tamamlandı. Emir geldi ve kâlb atmaya başladı... O ilk darbe ânı ve hareketin başladığı hayat noktası "Fuad" ile sarsılır cisim... Gücü vardır, sesi vardır, ritmi vardır...
Kâlb, hayata hevesle, tüm gerçekliği ile başlar... Hızlanmalar, yavaşlamalar, heyecanlar, korkular, aşklar, mutluluklar, hüzünler, müzik, coşkular, keskin şoklar, gider bozuklukları, yetmezlikler, hastalıklar, durma ve yeniden başlamalar...
Derken cisme gelen sinyal ve durma ânı... "Fuad". En küçük sonsuzluktan, en büyük sonsuzluğa, yokluktan varlığa kâinatı başlatır, "Fuad"... Orada artık ne son ne de ilk olmak tariflenemez. Mutlak varlık yegâne gerçektir...
Kâlb öncesi, kâlb ânı, kâlb sonrası sorularını kendime sormaktayım...
Kâlbin kırıldığı an vardır ki, o hayat noktasından "Fuad" dan kırılır. Kâlbin en mutlu olduğu an "Fuad"dır...


"Fuad" ile görür, duyar, dokunur, tadar, koklar, sever, gariplikleri sezer, hissederiz... Ve "Fuad" ile düşünürüz. Yeteneklerimiz, ve hatta hiçbir zaman keşfedemeyeceğimiz yeteneklerimizdir Fuad...


Mantık kâlbimizde şekillenir ve nasîbimiz ölçüsünde acımasız ya da sevgi dolu olabilir. Bu müzikler, insan ve insan dışında bilinen, bilinmeyen ve hiçbir zaman bilinmeyecek olan, ya da ileride keşfedilecek canlı, cansız her nesnenin özündeki eksiklikleri tamamlamada karşılıksız hizmetkâr olan "Fuad" özlemi ile insanlık hayaline armağandır...


Bunlar bu derin albümün kapağında yazılı. Erkan Oğur tarafından kaleme alınmış. Bu yazıdan sonra söylenecek çok şey yok gibi ama başarabilirsem ben de bir şeyler söylemek isterim. Albüm şimdiye kadar yapılmış aranjmanlarının aksine sözlerine, içeriğine en uygun şekilde yapılmış bir “Yemen” türküsü aranjmanıyla açılıyor. 1. dünya savaşındayız, cephede, gidip gelmeyen askerler var ve arkasından söylenen çok ağır, acıklı bir türkü. Erzurum Huş yöresinden bir türkü. “Hüseyni” makamı. Erkan Oğur'un albüm boyunca duyacağımız vokal pad’leri ile Gasparyan’ın çok derin tonlu dudugu bir araya geliyor açılışta. Bir anda Erkan Oğur'un tertemiz tiz sesi çığırıyor cepheden türküyü, sonra klasik kemençe ve yine vokal padleri, Gasparyan’ın dudugu Erkan Oğur’un perdesiz gitarıyla buluşuyor. Sizi de alıp götürüyorlar cepheye. Şansınız yok, bu albümde onlarla olacaksınız.


Yine sürpriz bir şekilde Erkan Oğur’un Orta Asya'da bir dededen kalma tam 130 yıllık 3 tane incecik telli “kopuz” u karşılıyor sizi ve böyle bitiyor cepheden çığırış. Ama kopuzun sesi, hele Erkan Oğur'un sesi hiç susar mı? Susmamalı! Bu sefer bir ermeni türküsünde “Siresi Yarisdaran”(Sevdiğimi elimden aldılar) da karşılıyor kopuzla Oğur sizi. Majör bir açılış, dudukla birleşiyor. Sorular soruluyor, cevaplar veriliyor, tam bir müzik ziyafeti, müthiş bir “duo”. Sonra yine “Volor Molor” (Yardan gelen haber) isimli bir Ermeni türküsü alıp götürüyor sizi “Ağrı Dağı”nın öbür tarafına. Ya da “Ararat”ın öbür tarafına. Kemençe, “Gasparyan”ın vokali, klasik gitar, kopuz, duduk yine baş rollerdeler, bendirler de Anadolu groovelarını hatırlatıyorlar bizlere. Her zamanki gibi inanılmaz bir perdesiz gitar solosu, “Gasparyan”ın vokal cevapları derken Erkan Oğur'dan çok etkileyici bir “tecnis”(Uzun hava çeşiti) karşılıyor sizleri, förteleşen bendirlerin üstünde. Tüylerinizin hepsi  diken diken olabilirler. Bir de kopuz arpejlerle beslemez mi altları... Ama bitmeyecek.


Bu seferde Oğur perdesiz gitarla belki de göz yaşlarınızı tutabilmenizi zorlaştıracak. “Gasparyan” da katılacak onlara cevapları ile tekrar. Böylece bir “Raşit Hoca” şiiri dinlemiş, hüzünlenmiş olacaksınız. Hemen ardından “Yes pucur yaris pucur”(Ben küçük yar küçük), hüseyni makamı ile merhaba diyecek size, yine kopuz ve duduk ikilisi ile. İlk önce bir “head” duyacaksınız sanki bir caz standartı gibi. Sonrada kopuz çok derinlerden bir dogaçlama sunacak sizlere. İşte sizlere Anadolu'nun standartları...
Klasik gitar, yine inanılmaz aranje edilmiş vokal padleri ve duduk bu sefer sizi “Fuad” a götürecek. Gerçekten de son derece çağdaş bir Anadolu müziği aranjmanı, modal bir armonizasyon, şaşırmak bile mümkün değil, donup kalmak mümkün sadece. Perdesiz gitar solosu dalgalanırken vokal padlerinin üstünde kendinizi tutmayın artık, bırakın onlara kendinizi iyice. Çünkü şimdi 5/8’lik müthiş bir Anadolu ritmi sizi tam da oralara götürecek, Anadolu’ya. Bitmeyen, çok büyük, gerçekten de inanılmaz bir komposizyon bu. “Perde Kalktı”da hicaz makamını kulağınıza fısıldayacak kopuz, kemençe, sonrada perdesiz gitar ve duduk solosu. Kendinizi iyi hissediyorsanız hâlâ şimdi “Harput” yöresinden “Siyah perçemlerin gonca yüzlerin” isimli türkü var sırada. Harika bir performans. Bir “Sefil Sıtkı” şiiri. “Mayrig” (ana)’da duduk sizi alıp tekrar “Ararat”ın öbür yanına götürürken Erkan Oğur gitarda arpejleri bir arp gibi tınlayacak, rüyalar görmeye başlayacaksınız. Dünyada “e-bow” u heralde en iyi kullanan “Oğur” şimdi “e-bow” uda katacak müziğe, perdesizliğine. Hüseyni makamı ile açılan albüm yine Hüseyni makamı ile kapanıyor şimdi. “Lorik”(küçük kuş). Yine, yeniden inanılmaz bir duduk, kopuz duosu. Ve son olarakta “Dönüş Yolu”nda kopuz taksimi, duduk ve bir “head” bunu izleyecek bir caz standartı gibi tekrar...


“Fuad” isimli bu albüm, evrene müzikal açıdan bir bakış denemesi. Evreni en saf olandan kavramaya çalışma denemesi. Yöresel olarak dağları, taşları görür gibi olabilirsiniz hep, şaşırmayın. Her türlü meselenin özündeki eksikleri giderip, mutlak olan hiçliğe varış çabasını hatırlama, belki de bir hatırlatma. Aynı zamanda teorik açıdan son derece sofistike komposizyonlar ve aranjmanlar içeren harika bir albüm. Bütünüyle bir eser. Son yıllarda özellikle yoğunlaşan “Türk-Ermeni” sorununa verilmiş en güzel cevap belki de. Aramızda olan tek şey “Ağrı dağı”. Dağın bu tarafında “Ağrı” dağı deniyor, arka tarafında “Ararat”. Belki de tek farkımız bu...Sınırların olmadığını, milletlerin, devletlerin değil insanın olduğunu canlının olduğunu, evrenin olduğunu yine müzik kanıtlıyor bizlere. Teşekkürler Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan.

Referanslar:


 
   


  Yazıların hakları ve sorumluluğu yazarlara aittir © 2006 santralmüzik