| |
Alper Mazman alpermazman@hotmail.com
Caz yapıldığı her dönemde anlaşılması güç bir müzik olarak kabul görmüştür. Ünlü Alman caz kültürü araştırmacısı ve Jazzfest Berlin’in düzenliyicisi Joachim E. Berendt dünyada en fazla satılan caz kitabı olan The Jazz Book: from New Orleans to Jazz Rock and Beyond‘un girişinde bu durumu şöyle açıklar: “Caz, daima bir azınlığın işi olageldi. 30’lu yılların swing döneminde bile, yaratıcı siyah müzisyenlerin yaptığı caz ‘bir iki istisna dışında’ dar bir kitle tarafından kabul gördü”. Bugün caz, klasik müzik ile birlikte yüksek kültürün zevklerine hizmet etmekte, sahiplenilmekte ve belki de doğasına aykırı gelecek şekilde sadece lüks mekanlarda dinlenmektedir. Good Housekeeping dergisinde çıkan makalesinde ise, Mareck cazın değişen görüntüsü için şöyle yazmıştır: “Bir zamanlar caz müziği yapanlar ve sevenler garip, çirkin ve pis olarak algılanırdı. Şimdi caz en temiz ellerin konser salonlarında, müzik konservatuarlarında ve güzel oturma odalarında kendisine saygın bir yer edinmiştir”.
Bundan yıllar önce, üniversite birinci sınıf öğrencisiyken, tam da yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı cazın içine girebilmek, ben de onu dinlemenin ötesinde, kitaplardan okuma ihtiyacını doğurdu. Etrafımda çalan müziklere pek benzemeyen, televizyonda fazla görmediğim ve en önemlisi üst kesimin simge zevklerinden biri olarak yapılandırıldığı görüntüsünün ardında gizlenmiş caz, ancak onu iyi bilen birinden okunarak anlaşılabilinirdi. Cazın büyüsüne kapılmıştım ve yaklaşık yedi yıl önce İstanbul’da caz müziği hakkında Türkçe basılmış tek kaynak olan Cüneyt Sermet’in Cazın İçinden kitabını aldım. Kitabı okuduğumda yaşadığım kızgınlık öğrendiklerimin önüne geçmişti. İşte bu yüzden o gün yaşadığım kızgınlığın nedenlerini şimdi yazma gereğini hissettim.
Kitabın hemen başında Cüneyt Sermet şöyle bir uyarıda bulunuyor okuyucuya: “Tabii ki yazılan her kitap ne kadar objektif olmaya çalışırsa çalışsın sübjektif olup yazarın fikirlerini aksettirir. Bu kitap da öyledir”. Bu giriş belki de kitap boyunca yaptığı gafları ve caz müziğini çok sevmesine ve iyi bilmesine rağmen, caz kültürünü pek özümseyemediği için özür niteliğinde algılanabilinir. Ama Cüneyt Sermet sübjektif yazdığı kitapta, yazdıkları ile tutarlı olmayı başaramamış ve müziği çok iyi bildiğini ispatlama telaşı içinde, ne yapmaya çalıştıklarını fazla kavrayamadığı müzisyenlerin hayatlarına tutarsız eleştirilerde bulunmuştur. Afrika ve caz müziği üzerine bir çok kitap yazmış Paul Berliner caz eleştirmenlerinin düştüğü en önemli hatayı şu şekilde dile getirmiştir: “Bazı eleştirmenler, sanatçının amacını ve değerlerini anlamadan, kendi müzik zevklerinin ekseni etrafında caz müziğini değerlendirmişlerdir”. Cüneyt Sermet’de amaçları ve değerleri konusunda kendiyle çelişen caz tarihindeki tüm müzisyenleri eleştirmiş ve hatta yer yer küçümsemiştir. Temiz ellerin, kirli bulduğu caz müzisyenleri tarafından pisletilmesini istememiştir. Amerika’da siyah olmanın ‘burada siyah olmak renkle ilgili değil kimlikle ilgilidir’ ne demek olduğunu özümseyemeden eleştirdiği Charles Mingus, Max Roach, Abey Lincoln ve bir çok siyah müzisyenin 60’lı yıllardaki siyah harekete katılmalarının beyazlara karşı ırkçılık olduğunu iddia etmiş ve müziklerinin bu hareketle sona erdiğini yazmıştır. Halbuki, cazın bu insanların tam da bu kendi tarihlerindeki doğan rahatsızlıklardan ortaya çıktığını ve seslendirildiğini ne yazık ki kavrayamamıştır. Afrika’daki Avrupa sömürgeciliği, kölelik ve şu an bile siyahların Amerika’da diğeri/öteki olarak yaşadıkları hayat bu müziğin temel seslerinin bir parçasıdır. Kitapta beğeniyle söz edilen ‘aynı zamanda kitabın kapağında da yer alan’ Duke Ellington, bir röportajında siyah olarak yaşadığı kimlik sorununa dezonant (ahenksiz, uyumsuz) bir akor basarak şöyle yanıtlamıştır: “İşte bu bizim hayatımız. Bunu iyi duyun. Bu bizim hayatımız. Amerika’da uyumsuz olarak yaşadığımız hayat. İçinde olduğumuz ama hep ayrı kaldığımız”.
Kitapta siyahların sosyal durumlarını kavrayamamanın haricinde, Cüneyt Sermet kendi övdüğü ve yerdiği sanatçılar arasında da birçok kez tutarsız olmuştur. Buna en iyi örnek, kitabın hemen başında gururla hiç beğenmediğini yazdığı John Coltrane’i eleştirdiği bölümdür. Kitapta John Coltrane için şöyle yazılmıştır: “Piyano-kontrbas-davul eşliğinde bir tenor saksofonun güdük kalacağını ve ne çalarsa çalsın monotonluktan kurtulamayacağını kestirememişti”. Bu eleştiriyi yaparken birkaç satır önce John Coltrane’den daha kıvrak dediği ve övdüğü Sonny Rollins’in yaptığı birçok iyi albümde, örnek olarak bir çok farklı en sevilen caz albümleri listesinde yer alan Saxophone Colossus (1956) sayılabilir, piyano, kontrbas ve davul eşliğini kullandığını unutmuştur. Biraz daha ileri gidip 60 sonrası Coltrane müziği için ‘muzak’ (alışveriş merkezi, otel, asansör gibi yerlerde sürekli çalınan, sanatsal bir işlevi olmayan fon müziği) demiş ve 1964 yılında en çok satan caz albümü olan A Love Supreme’i görmezden gelmiştir. Bunu yaparken Coltrane’nin sanatçı olarak değer yargılarını ve yaşam biçimini ne yazık ki hiç anlamamıştır. Bu duruma dair bir başka değerlendirme de Cüneyt Sermet’in pek fazla ‘muzak’ çalınan mekanlara gitmemesi olarak da görülebilir.
Son olarak Miles Davis’in gaf yaptığını söylediği kısımdan bahsetmek istiyorum. Elektronik müziğin tam karşısında yer alan Cüneyt Sermet; Miles Davis’den şöyle bir alıntı yapar ve onu küçümser bir tavırla eleştirir: “Elektrikli piyano devrimizin piyanosudur. Normal piyano Beethoven devrine ait demode bir alettir”. Cüneyt Sermet, Miles Davis’den daha büyük bir gaf yaparak elektronik müziği evde kullandığımız beyaz eşyaların çıkarttığı seslere benzetmiş ve bugünkü cazı, yani geleceği, ne yazık ki pek fazla görememiştir.
Sonuç olarak, Dizzy Gillespie’nin dediği gibi sadece bir tane caz vardır. Her dönem farklı çalınsa bile, Louis Armstrong’dan Dizzy Gillespie’ye, Clliford Brown’dan Miles Davis’e, Freddie Hubbard’dan Wynton Marsalis’e, sadece bir tek caz var. Onu sevmenin ve bilmenin yanında, anlamak da gerekmektedir.
Kaynaklar:
*Berendt, Joachim, E. Caz Kitabı. İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2003.
*Heble, Ajay, Landing on the Wrong Note: Jazz, Dissonance, and Critical Practice, New York: Routledge, 2001
*Morgenstern, Dan, Jazz People, Tokyo: Da Capo Press: 1979
*Sermet, Cüneyt, Cazın içinden. İstanbul: Pan Yayıncılık, 1990.
|
|