| |
Zeynep Bulut zbulut@hotmail.com
Müzikte eleştirel bakış ne demek? Eleştirel bakış çerçevesine sadık kalmak gerekirse, müziği ulvi yerinden alıp bir çalışma nesnesine dönüştürmek; müziğin içini boşaltmak ve tekrar doldurmak; müziği bir büyüteç altında duymak-yani-dinlemek ve belki de müziği okumak. Bu tanım eleştirilen şeyden ziyade bir şeyin nasıl eleştirilebileceğini vurguluyor.
Ne sorusundan nasıl sorusuna geçiş yeni olmasa da, ne yazık ki unutulan ve önemsenmeyen bir sorunsal. Oysa birşeyi çalışma nesnesine dönüştürmek herşeyin büyüteç altına tutulabileceğini işaret eder ve nasıl sorusunun öneminin altını çizer. Müzikte nasıl sorusu hem kuramsal yöntemleri, hem de kişisel dinleme deneyimlerini içerir. Başka bir deyişle, dinlenen şeyle dinleyen arasında hem mesafe, hem de mesafesizlik gereklidir. Mesafe ve mesafesizliğin biraradalığı bir tür içerde ve dışarda olma halidir. Kim, hem içeride hem dışarıdadır?
Antonio Gramsci’nin activist-academic olarak açıkladığı organic intellectuals terimi bu soruya bir cevap oluşturabilir. Basitçe ifade etmek gerekirse, organik entellektüeller teori ve pratik arasında köprü işlevi olan, her ikisini de birbirleriyle ilişkili olarak yeniden üreten aracılardır. Organik entellektüeller böylelikle toplumsal hayata ve gündelik pratiklere farklı olanaklarla nüfuz eder ve farklı olanaklar taşır. Teori ve pratik arasındaki bu dinamik üretim, toplumsal değişimi ve dönüşümü içeriden dışarıya doğru iter. Bu tür bir aracılık ‘nasıl’ sorusunu destekler, daha çok soru sordurur.
Müzikte organik entellektüellerden söz etmek mümkün müdür? veya Gramsci’nin bu terimi müziğe nasıl uyarlanabilir? Hem müzik icra eden ve/veya üreten, hem de müzik üzerine okuyan, yazan, çizen ve böylelikle; dinleyenle üreten arasında değiştirme gücü olan aracılar ‘müzisyen-organik entelektüeller’ olarak adlandırılabilir.
‘Müzisyen-organik entellektüeller’ var mıdır; varsa ne durumdadır? Müzik yazılarını üreten çoğunlukla besteciler, müzikologlar, etnomüzikologlar ve kimi zamanda toplum ve siyaset bilimcileri olmuştur. Gramsci’nin tanımını uyarlarsak, besteci-icracı-müzikolog-etnomüzikolog grup organik entellektüel olma potansiyelini taşımaktadır. Bu noktada sorulması gerekli olan soru, bu grubun teorik ve pratik olarak ne ürettiği ve ne değiştirdiğidir.
Kabaca söylemek gerekirse, müzik yazılarında ve üretiminde düşülen tehlike, birbirinin devamı olmaktan öteye gidemeyen yaklaşımlar ve kolay varılmış sonuçlar olmuştur. Nasıl sorusunun olanaklarından yeterince faydalanılmaması ve az soru sorulması, zaman içerisinde anlatılan şeylerin de aynılaşmasına ve gitgide yüzeyselleşmesine yol açmaktadır. Eleştirel düşünmenin aracı olan soru sorma ve yazma eylemi de böyle bir durumda eleştirel düşünmenin kendisini yok etmektedir. Sonunda belli başlı konuların ekseni dışında konuşmak bir tür ayıba dönüşmektedir. Böyle bir iklimde nasıl bir içeriden iteleme, değiştirme, farklı olanaklar tanıtma halinden söz edebiliriz? Başka birşeyi başka şekillerde nasıl dinletebiliriz?
Bugünkü koşulda ve dönemde yeni veya ilginç birşey söylemek pek mümkün değil ama yeni ilişkiler kurmak mümkün. Yeni ilişkiler kurabilmek de ancak ayıp tanımamakla, çok soru sormakla, hem mesafe koymakla hem de koyulan mesafeyi kaldırmakla gerçekleşebilir. İçeriden iteleme hali ve/veya başka birşey dinletmek yeni ilişkiler kurdukça ve bu ilişkileri tanıttıkça yerini bulur. Organik entellektüeller yeni ilişkileri kuran ve tanıtan, hatta yaygınlaştıran ve yaygınlaştırırken de risk alan aracılardır.
Yeni bir ilişkiyi yaygınlaştırma eylemi bir tür direnç sayılabilir mi? Ya da birşey hem yaygın hem de direnen olarak incelenebilir mi? Elbette, bu sorulara tarihsel bağlamından koparmadan örnekler vererek cevap aranabilir. Ancak, yaygın olanla direnen arasında bir uçurum aramak yerine, iz aranabileceği öngörülebilir. Zira bu izler daha çok değişim ve değiştirme gücüne sahiptir.
Organik entellektüeller bu izleri harekete geçirir. Bu izleri harekete geçirerek, müzisyen-organik entellektüeller ise müziği başka türlü yapma, yazma, tanıtma gücüne sahiptir. Böylelikle başka türlü dinleme olanaklarını sunabilirler. Başka türlü üretme hali, başka bir müziği de üretir.
Müzik sesler aracılığıyla kelimeleri aşar; sembolik veya yerleşik kodların da ötesine geçip, hayalle gerçek arası gidip gelen bir tür gündüz düşü, başka bir gerçeklik yaratır. Gidip gelme hali bağlama göre değişir; soru doğurur; diyalog talep eder. Bu sebeple müzik ve ses, ucu açık bir tartışma önerir. Müzisyen-organik entellektüeller, bu tartışmayı yönlendirir, besler ve yeniden üretir. Kimileri için ‘ucu açık tartışmalar’ saçmalıktan ibarettir. Tartışmak ve soru sormak bir yönüyle saçmalık olabilir, ancak önemlidir ve umut vaad eder. Bu çerçevede müzisyen-organik entellektüeller de iyi saçmalıklarla müzikte eleştirel bakışı destekler.
|
|