| |
Tuna Pase tpase@bilgi.edu.tr
*Yazarın yazıyı 2003 senesi başında yazdığı göz önünde tutulmalıdır.
Gerçek müzik de ne demek oluyor? Bu işin sahtesi mi var diyebilirsiniz, fakat çoğumuzun farkında bile olmadığı insan beyninin bir anda alıp bir anda unutacağı o kadar çok müzik var ki etrafımızda , kulağımızdaki bu sesler gerçek yüreklerden mi geliyor yoksa sadece yapılacak olan satış hesaplarından mı farkını bilmek gerek. Bu farkı, müziği kulağıyla değil de ruhuyla dinleyen herkes anlayabilir.
Şükürler olsun ki(!), muazzam büyük ve renkli bir müzik coğrafyasına sahip Türkiye’de biri “gerçek müziğin” varlığının farkına varmakla kalmadı, hayatını bu müziklere adadı. Hasan Saltık, 1991 yılında Anadolu’da bilinen, bilinmeyen etnik grupların kültür ve tabi ki müziklerini arşiv mantığıyla toplama amacıyla Kalan Müzik adlı firmayı kurdu. Kalan taş plak kayıtlarının temizlenmesiyle başlayan arşiv serüvenine, akıllara sığmayacak büyük bir çeşitlilikle genişliyor. Bu topraklarda müzik açısından o kadar çok malzeme çıkıyor ki, bence Hasan Saltık da buna şaşırıyor ve heyecanını elinden bırakmıyor.
Kalan Müzik; 12 yılda Grup Yorum’dan, III.Selim’e, tangolardan kantolara, Neşet Ertaş türkülerinden, Erkan Oğur’a , Şirin Pancaroğlu’na, Zeki Müren’e varıncaya dek , 400’ü aşkın albümle çok geniş bir kataloğa sahip oldu. Akademik olarak önem taşıyan arşiv serilerinin yanı sıra, firma yeni prodüksiyonlar da yapmaya başladı. Kardeş Türküler ve Erkan Oğur yeni yapımların en popüler olanları; fakat Hasan Saltık hiçbir zaman popülerlik veya bu işten bana ne kalır düşüncesiyle hareket etmedi ve bu tavrı yüzünden “Unkapanı’nın enayisi”, “Robin Hood” gibi ünvanlarını laik görüldü. Yaptığı işlerden Grup Yorum veya içinde “Kürdistan” kelimesi geçen bir yapım gibi başını devletle derde sokanlar yanında dünya basınında, akademik çevrelerde inanılmaz bir övgüyle anılanlar da oldu. Saltık, kendi “anadil yasasını” kural bilerek çalışıyor. Bu topraklarda var olan anadillerin ve müziklerinin yasaklanması diye bir şey olmayacağını savunuyor.
Hasan Saltık şirketteki her projeye kendi karar veriyor fakat, “ben müzikten anlamam ama iyi üründen anlarım” diyecek kadar da mütevazı (!) biri, konservatuarda bir senelik obua macerası maalesef maddi problemlerden dolayı devam etmemiş olmasına rağmen, hayalinin her zaman bir enstrümanı çok iyi çalabilmek olduğunu söylüyor. Onun müziğe yoğun sevdası ve saygısı yarattığı değerli yapımları üretirken ona sabır ve titizlik erdemlerini vermiş. Anadolu coğrafyasının her yanıyla ilgili CD çıkaran şirket, en son olarak Pontus Rumları yapımı ile bu coğrafyayı yavaştan tamamlıyor. İyi iş ve projeyle gelen kimseyi geri çevirmemeye özen gösteriyor, yılda 100-150 projeye kadar teklif geliyor fakat yılda 30 kadar proje hayata geçebiliyor ve bu rakam piyasaya göre inanılmaz yüksek bir oran.
Hasan Bey her ne kadar röportaj yapmayı sevmediğini söylese de ona birkaç soru sorma imkanını buldum....
*Etnik müziğin piyasasını Türkiye’de oluşturduğunuza inanıyor musunuz? Yaptığınız albümler satıyor mu?
Tabi biz henüz her şeyi yapmış değiliz, örneğin şu anda Pontus Rumlarıyla ilgili bir yapım aşamasındayız. Bu yapım 1930 orijinal kayıtlarıyla oluşacak, CD ve kitap beraberinde olacak. Ayrıca Anadolu Ninnileri ile ilğili bir projemiz de var. Bir yapmadığımız şu anda Yezidiler kaldı.
Biz bir projeyi hazırlarken satar veya satmaza bakmıyoruz. Eğer konu iyiyse, yani bir arşiv niteliği taşıyorsa orda parayı düşünmüyoruz. Hemen bütçelendirmesini yapıp projeyi gerçekleştiriyoruz. Yaptığımız ticari albümlerden kazanılan kar hemen bu gibi arşiv projelerine aktarılıyor. Bu ticari albümler de zaten kaliteli ve satan işler, Kardeş Türküler, Erkan Oğur veya Neşet Ertaş gibi yapımlar artık çok popüler oldular.
*Sizce Türkiye’de yaptığınız işin değeri anlaşılıyor mı?
Türkiye’de ünlü insan çok, fakat her şey Bulgaristan sınırının ötesine geçinde değişiyor. Şöyle diyebilirim dış basında Türkiye’den yazar çizer tiyatrocular hariç bu alanda en çok haberi veya yazısı çıkan benim.
Yaptığımız iş şu anda çok takdir görüyor. Şu anda dünyada yapılan yeni anlaşmalarla ilk önce Avrupa sonra Amerika ve Japonya’da bir iki seneye kadar dağıtım başlayacak. Tabi şu anda da Internet sistemiyle yapılan satışlar ve temsilcilikler var. Yabancı müzik dergilerinde bir çok haberimiz çıkıyor fakat CDlerin bulunamadığıyla ilgili şikayetler geliyordu. Artık bu sorunlar ortadan kalkıyor ve tabi ki bizim sorumluluğumuz ağırlaşıyor, bundan sonra yapılacak işlerde Hadass’ın (Hadass Pal Yarden) albümü Yahudice’de yaptığımız gibi diğer dillerde metinler kullanılacak. Normalde “Yahudice” gibi büyük projeler dünyada sponsorlar tarafından desteklenerek yapılıyor, çünkü bu iş çok pahalı bir iş, Avrupa’da müzik marketlerde şaşkınlıkla karşılanıyor fakat biz yavaştan çoğu işlerimizi kitapçıklara da önem vererek yapmaya başladık. Bu tür ürünler bize bir külfet değil artık, kendi kendilerini idare etmeye başladılar.
*Kalan Müzik 10 sene sonra nerde görüyorsunuz?
En büyük engel ulusallaşamamak, ulusallaşamayan firmalar büyüyemez. Ya da iddialı konuşup, bana bir şey olmazsa alır başını yürür diyebilirim. Şu anda Türkiye’nin %4 pazar payına sahibiz. Bizim kitlemiz şu anda üniversite gençliği ve biraz üst düzey, okumuş kesim.
Hasan Saltık benim için bir müzik kahramanı, hayallerini gerçekleştirmiş biri, müziğe sevdalı kişi. Yaptığı işler anlatmakla bitmez ve bence yapacağı işler de öyle olacak. Projeleri hiçbir zaman eskimeyecek, değerini yitirmeyecek ve insan kalbinden gelen müziği insan kulağına, ruhuna verecek.
Kalan müzik ve katalogu hakkında daha geniş bilgi almak için www.kalan.com u ziyaret etmenizi öneriyorum. Sizi heyecanlandıracak gerçek bir müzik mutlaka burada bulacaksınız.
|
|